27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ve Sonrasındaki Askeri Müdahaleler ile 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin Sebep, Sonuç, Planlama ve İcralarının Mukayeseli Analizi

Military Analysis of the Cause, Consequence, Planning and Execution of the Military Intervention of 27 May 1960 Military Strike and the Impact Initiative of December 15, 2016 

Savaş BİÇER

 

Öz

 

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de meydana gelen darbe teşebbüsü, demokrasiye gönülden bağlı halk tarafından başarılı bir şekilde yenilgiye uğratıldı. Darbe başarıya ulaşmadan bastırılmış olmasına rağmen, gerek ülke içerisinde, gerekse bölgesel ve uluslararası alanda etkileri olmuştur. Bu makalede, askeri darbelerin başarılı olsun ya da olmasın, nedenleri ile Türkiye’de askeri darbelere yol açan siyasi süreçler ve Türk siyasi hayatında geçmişte yaşanan darbeler ile 15 Temmuz kalkışmasının benzerlik ve faklılıkları analiz edilecektir.

 

Anahtar kelimeler:Askeri darbe, darbe teşebbüsü, başarısız darbe, darbelerin nedenleri, darbelerin benzerlik ve farklılıkları.

 

Abstract

 

The military coup attempt that occurred in Turkey on the night of 15 July 2016 was successfully defeated by the people as a loyalty of the citizens to stand for democracy. In spite of the fact that the coup attempt was put down, it will have domestic, regional and international implications. This article is an analysis of the reasons of the coups either failed or not, the paths Turkish politics may cause the coup and the similarities and differences of the coups experienced in the Turkish political life.

 

Keywords: Military Coup, coup attempt, failed coup, cause of the coups, similar reasons of the coups

 

Terörizmin Uluslararası Sistem ve Uluslararası Hukuk İlişkisinde Ortak Tanımlama Sorunu

The Problem of Common Definition of Terrorism in Relation to International System and International Law

 

Yusuf ÇINAR

 

Özet

 

Terörizm uluslararası toplumun gündeminde sıklıkla yerini almaktadır. Fakat terörizmin ortak tanımlama sorunu güncelliğini korumaktadır. Bu çalışmanın temel amacı terörizmin ortak tanımlama sorununun sebeplerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışma yorumsamacı yaklaşımdan hareketle terörizmin tanımlanmasında ulus devletin uluslararası sistem ile kurmuş olduğu ilişkinin niteliği ele alınmaktadır. Ayrıca makalede self determinasyon ve terörizm arasındaki ilişki tartışılmaktadır. Bu makale terörizm kavramının ortak tanımlama sorunun devam edeceği sonucuna varmıştır.

 

Anahtar Kavramlar: Terörizm, Uluslararası Sistem, Uluslararası Hukuk, Self Determinasyon.

 

 

Abstract

 

Although the concept of Terrorism often takes place in the international community's agenda, it still has common definition problem. The main purpose of this study is to reveal the causes of the common definition problem of terrorism. In this context, the study discusses the nature of the relationship between the nation-state and the international system in defining terrorism from the perspective of the interpretivist. Moreover, the relation between self-determination and terrorism is discussed in the article. This article concludes that the concept of terrorism's definition problem will continue in the future.

 

 Key Concepts: Terrorism, International System, International Law, Self Determination.

How can Turkey Protect Its Interests in the European Union?: The Role of the European People’s Party

Türkiye Avrupa Birliği’ndeki Çıkarlarını Nasıl Koruyabilir?:  Avrupa Halk Partisi’nin Rolü

 

Uğur Burç Yıldız
Assistant Prof., İzmir Katip Çelebi University, Department of International Relations.

 

 

Abstract

 

The European People’s Party is the most powerful political force in influencing decision-making in the European Union’s institutions. Thus, this party’s views are not only very important for the European Union itself, but also for Turkey in terms of its membership bid and protection of its many other interests. The European People’s Party, however, is strictly against granting Turkey the membership of the European Union, most importantly because it believes that Turkey does not share European cultural identity and Christian Democratic values. It also harms Turkish interests regarding the so-called Armenian genocide and the Cyprus question. Although the party has acted against Turkey for discriminatory reasons, due to its significant power in the European Union, this article recommends that Turkey’s ruling Justice and Development Party should become an associated member of the European People’s Party. This would give the Justice and Development Party the right to vote in the institutions of the European People’s Party. It is also recommended that the Justice and Development Party should empower its office in Brussels in order to influence the European People’s Party members in leading European Union institutions through lobbying methods. Such pragmatic moves should help maintain Turkey’s membership prospects and protect many Turkish interests.

 

Key Words: European People’s Party, European Political Parties, Justice and Development Party, Lobbying.

 

 

Öz

 

Avrupa Halk Partisi, Avrupa Birliği’nin kurumlarında karar alımına etki eden en önemli siyasi güçtür. Bu nedenden dolayı, partinin görüşleri sadece Avrupa Birliği için değil üyelik ve diğer çıkarlarını koruması açısından Türkiye için de çok önemlidir. Ancak, Avrupa Halk Partisi, en önemli nedenler olarak Avrupa kültür kimliğini ve Hıristiyan Demokrat değerleri paylaşmadığı gerekçesiyle Türkiye’ye Avrupa Birliği üyeliği verilmesine karşı çıkmaktadır. Ayrıca, Avrupa Halk Partisi, sözde Ermeni soykırımı ve Kıbrıs sorunu konularında Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermektedir. Avrupa Halk Partisi Türkiye’ye yönelik ayrımcı nedenlerle hareket etmesine rağmen, bu makale iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu organizasyona Avrupa Birliği’ndeki önemli gücünden dolayı ortak üye olmasını önermektedir. Böylece, Adalet ve Kalkınma Partisi, Avrupa Halk Partisi’nin kurumlarında oy kullanabilecektir. Makalede ayrıca, Avrupa Halk Partisi’nin Avrupa Birliği’nin önde gelen kurumlarındaki üyelerini lobi yöntemleri ile etkilemesi için Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Brüksel’deki ofisini güçlendirmesi önerilmektedir. Bu pragmatik eylemler, Türkiye’nin üyelik olasılığının devamına ve diğer birçok çıkarının korunmasına yardımcı olabilir.

 

Anahtar Kelimeler: Avrupa Halk Partisi, Avrupa Siyasi Partileri, Adalet ve Kalkınma Partisi, Lobicilik.

 

 

Yemen Krizinde Suudi Arabistan ve İran’ın Bölgesel Güç Mücadelesi


Ali SEMİN
BİLGESAM Orta Doğu Uzamanı

 

Özet:

Yemen coğrafi olarak kuzeyden ‎Suudi Arabistan, doğudan ise Umman ile komşudur. ‎Yemen’in güneyinde Aden Körfezi ve Arap Denizi, ‎batısında Kızıldeniz yer almaktadır. Dünya petrolünün ‎yüzde sekizinin, 40 kilometre genişliğindeki Babul Mendeb ‎Boğazı’ndan deniz yoluyla geçmesi, Yemen’in jeopolitik önemini artırmaktadır. Babul Mendeb, ‎Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlamaktadır. Bununla birlikte boğaz, Hint ‎Okyanusu ile Güneydoğu Asya’yı Süveyş Kanalı yoluyla ‎Akdeniz’e ve Avrupa’ya bağlayan, dünyanın en önemli ‎deniz ticaret yollarından biridir. Boğaz, ‎Afrika ile Arap Yarımadası’nı birbirinden ayırmakta ve ‎boğazın, Kuzeydoğu kıyısında Yemen, Güneybatı kıyısında ise ‎Cibuti yer almaktadır.‎

Orta Doğu’da 2010 yılında başlayan Arap uyanışı süreci, Tunus, Mısır, Libya ve Yemen’de rejim değişikliğiyle sonuçlanmıştır. Yemen’de 1978 yılından beri iktidarda olan Ali Abdullah Salih, Kasım 2011’de Suudi Arabistan’ın girişimiyle Cumhurbaşkanlığı koltuğunu yardımcısı olan Hadi'ye devretmiştir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı koltuğunu Hadi’nin devralmasıyla birlikte Yemen’in başkenti Sanaa’da, İran destekli Husiler ayaklanarak ülkenin yönetimini ele geçirmiştir. Husiler’in başkent Sanaa’da bulunan tüm hükümet kurumlarını kontrol etmesinin ardından, Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Arap koalisyonu, 26 Mart 2015’te Yemen’e hava operasyonu başlatmıştır. Suudi Arabistan’ın başlattığı hava operasyonunun, İran’ın Şii ekseni üzerinden başta Yemen olmak üzere, Orta Doğu’daki yayılmacı politikasına karşı bölgesel bir güç rekabeti olarak nitelenebilir.


Anahtar Kelimeler:
Yemen, Orta Doğu, Husiler, İran, Suudi Arabistan

 

Abstract

Yemen is neighbor to Saudi Arabia from the North and it is neighbor to Oman from the East. The Gulf of Aden and the Arabian Sea lies to South of Yemen while the Red Sea lies to the West. Crossing of over eighty percent of the world's petroleum from Babel Mandeb Strait, 40 kilometers wide, increases Yemen’s geopolitical importance. Babul Mendeb connects the Red Sea to the Gulf of Aden. In addition to this, Bosphorus is one of the world's most important maritime trade routes, which links Indian Ocean and Southeast Asia to Mediterranean and Europe, by Suez Canal. Bosphorus separates Africa and the Arabian Peninsula, Yemen is on the Northeast coast while Djibouti is being on the West coast.

Arab revival process in the Middle East starting from 2010, had been concluded with regime change in Tunisia, Egypt, Libya and Yemen. Ali Abdullah Saleh, who has been in power since 1978 in Yemen, handed over the Presidential seat to Hadi, asisstant of him, with the initiative of Saudi Arabia, in November 2011. By Hadi’s taking over of the Presidential chair, İran-backed Houthis, rebelled in Sanaa and captured the administraiton of the country. Folowing to Houthis had to control all government agencies in Sanaa, Saudi -led Arab coalition launched an air operation to Yemen on March 26, 2015. Saudi-led air operation could be seen as regional power competition against to Iran’s Shia based expansionist policy in the Middle East, mainly Yemen.

Keywords: Yemen, Middle East, Houthis, Iran, Saudi Arabia

 

 

International Law of the Sea and Maritime Security Implications Arising From the Ongoing Crisis Related to Migration by Sea*

Devam Eden Denizden Göç Krizinden Kaynaklanan Uluslararası Deniz Hukuku ve Deniz Güvenliği Uygulamaları

 

Burak Şakir Şeker
Guest Lecturer (International Relations), Gazi University.

 

Abstract

Many refugees fleeing from the conflicts in their countries have been entering the other target states after long sea trips. But these journeys come with some implication of the extent of application of international law of the sea. So migration by sea and human trafficking are both not new practices. The major problem has been to identify the rights and obligations of the concerned states, the vessels and the migrants or trafficked people. This article discusses trends in the migration crises by sea and examines the adequacy and application of international legal and policy instruments regarding human trafficking, migrant smuggling, as well as maritime safety and security. It considers the role and challenges of salient international and national institutions in mitigating and preventing this nightmare aiming with the shortcomings of the international law of the sea for managing irregular migration.

 

Keywords: Illegal Migration, Human Trafficking, Migrant Smuggling, Maritime Security.

 

Özet

Ülkelerindeki çatışmalardan kaçan bir çok mülteci uzun deniz yolculuklarından sonra hedef ülkelere ulaşmaktadırlar. Ancak bu yolculuklar, belirli bir derecede uluslararası deniz hukuku uygulamalarının gereklerini de beraberinde getirmektedir. Bu sebeple denizden göç ve insan ticaretinin her ikisi de yeni çalışma alanları değillerdir. İlgili devletlerin, vasıtaların, göçmenlerin ve mağdurların hak ve yükümlülüklerinin tanımlanması en büyük sorundur. Bu makale, denizden göç krizlerindeki yeni eğilimleri tartışmakta ve insan ticareti ile göçmen kaçakçılığı hakkındaki uluslararası hukuki ve politik araçların yeterliliğini ve uygulamalarını deniz emniyeti ve güvenliği ile birlikte incelemektedir. Makale, önemli ulusal ve uluslararası kurumların bu kabusu yatıştırma ve önlemedeki görev ve zorluklarını dikkate almaktadır.

 

Anahtar Kelimeler: Yasa Dışı Göç, İnsan Ticareti, Göçmen Kaçakçılığı, Deniz Güvenliği.