Hatırlamama Kapasitesini Asıl Nerede Aramak Gerekir?

Paris’te Descartes Üniversitesi’nde 2015 Mart ayında Türkiye’nin güncel dış siyasetine ilişkin bir konuşma yapan Paris Büyükelçimiz Hakkı Akil’e Ermeni Gençlik Federasyonu üyesi olduğu anlaşılan bir genç tarafından nar suyuyla saldırıda bulunuldu. Bu olay, şüphesiz, dikkat çekici bir gelişme olarak, medyada da epey yer buldu. Ne var ki, Fransa’nın Roubaix şehrindeki bir lisede, Ermenilerin başına gelenin “soykırım” niteliğinde olmadığı yolundaki düşüncesini söyleyen bir Türk öğrencinin okuldan uzaklaştırılması; Türk asıllı olup da Avrupa’da siyaset yapmaya çalışan, lâkin Ermeni milletinin başına gelen trajedinin büyüklüğünü kabul etseler de “soykırım” tanımlamasıyla uyuşamayan onlarca kişinin yollarının kapatılması; ABD ve Batı’daki üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin konu Türk Mutfağı’nın tanıtılması dahi olsa karşı karşıya kaldıkları suçlama ve garip güçlükler gibi ülkemiz basınına o kadar da yansımamış irili ufaklı olayların sayısı giderek artmaktadır. Türk kimliği, “hatırlamadığı ve yüzleşmediği” için gittikçe daha ağır bir atmosfere doğru itilmektedir. Yıllardır Türkiye’ye tarihle yüzleşmesi, hafıza çalışması gerçekleştirmesi yönünde biteviye yapılan çağrıların yüksek ahlâkla pek de ilgili olmadığı, insanî kaygılarla hareket etmekten çok siyasi hedefler gözettiği önümüzdeki haftalarda daha fazla ortaya çıkacaktır.

 

 

Gerçekten, ne zamandır Türkiye’nin bir gökkuşağının altından geçip kendini suçlarından arıtması, ruhunu temizlemesi isteniyor. Ne var ki, memleketimizin en önde gelen aydınları dahil kimse, esas sualin “tarihle yüzleşmek” değil “tarihin içinden geçmek” olup olmadığını soruşturuyor. Ne de kimse Türk ve Ermeni milletlerinin yeniden buluşmalarının sağlanmasının gerçekçi şartlarıyla ilgili gözüküyor. Böylece, 1915’in yüzüncü yıldönümüne çeyrek kala, Ermeni milletinin ruhî kurtuluşu, en ağır bir suçu üstlenmesi istenen Türk milletinin ruhen dibe batmasına bağlı kılınmış durumda tutuluyor. Türkiye’nin açılımları ise ya küçük görülüyor ya da taktiksel ve samimiyetsiz manevralar olarak nitelendiriliyor.